İçimizdeki Eleştirmenin Sesini Nasıl Kısarız?

 



Bazen insanın en sert konuştuğu kişi kendisi olur.

Bir hata yaptığında ilk sen fark edersin.
Bir şeyi eksik yaptığında ilk sen büyütürsün.
Bir gün yorulduğunda bile kendine dinlenme hakkı vermek yerine, içinden bir ses konuşmaya başlar:

“Yine yapamadın.”
“Daha iyi olmalıydın.”
“Sen zaten hep böylesin.”

Bu ses bazen o kadar tanıdıktır ki, onu eleştiri sanmazsın. Gerçek sanırsın.

Bu ses çoğu zaman yetersizlik hissiyle birlikte gelir. Çünkü insan kendini eksik gördükçe, içindeki eleştirmen daha inandırıcı konuşmaya başlar. Bu konuyu daha önce “Neden Kendimizi Yetersiz Hissederiz?” yazısında da ele almıştım.

Oysa içindeki eleştirmen her zaman doğruyu söylemez. Bazen sadece eski bir korkuyu tekrar eder.

İç Eleştirmen Nedir?

İç eleştirmen, zihnin içindeki yargılayan sestir.

Seni sürekli değerlendiren, eksik bulan, daha iyisini yapman gerektiğini söyleyen taraftır. Bazen bir öğretmen gibi konuşur, bazen bir aile büyüğü gibi, bazen de tamamen senin sesinle.

Bu yüzden ayırt etmesi zordur.

Çünkü dışarıdan gelmez. İçeriden gelir.

Ama içeriden gelmesi, her söylediğinin doğru olduğu anlamına gelmez.

İç eleştirmen çoğu zaman seni geliştirmek istediğini sanır. Seni hata yapmaktan, küçük düşmekten, reddedilmekten korumaya çalışır. Fakat bunu yumuşak bir rehber gibi değil, sert bir denetçi gibi yapar.

Sana yol göstermez. Seni sıkıştırır.

Neden Bu Kadar Sert Konuşur?

Çünkü zihin için hata yapmak sadece hata değildir.

Bazen tehdit gibi algılanır.

Yanlış bir şey söylemek, başarısız olmak, beğenilmemek, geride kalmak… Bunların hepsi zihinde küçük bir alarm yaratır. İç eleştirmen de bu alarmı susturmak için devreye girer.

Ama yöntemi şudur:

“Seni önceden ben eleştireyim ki başkası eleştirdiğinde daha az acısın.”

Bu kulağa garip gelebilir ama çoğu iç eleştiri böyle çalışır. Seni korumaya çalışır, fakat korurken yorar.

Kendine sert davranırsan daha iyi olacağını sanırsın. Daha dikkatli, daha başarılı, daha güçlü olacağını düşünürsün. Ama çoğu zaman tam tersi olur.

İnsan sürekli eleştirildiğinde güçlenmez. İçten içe küçülür.

Bazen iç eleştirmen, kontrolü kaybetmemek için daha da sertleşir. Çünkü hata yapmak, zihne güvende olmadığını düşündürebilir. Bu tarafı “Neden Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışıyoruz?” yazısında daha detaylı anlatmıştım.



İç Eleştirmen Neden Gerçek Gibi Gelir?

Çünkü uzun zamandır duyduğun bir ses, zamanla gerçek gibi hissettirmeye başlar.

Bir cümleyi yıllarca içinden tekrar edersen, artık onu sorgulamazsın.

“Ben zaten yeterince iyi değilim.”
“Ben hep yanlış yaparım.”
“Benim daha çok çabalamam lazım.”

Bu cümleler ilk başta sadece düşüncedir. Ama tekrarlandıkça kimlik gibi hissedilir.

En tehlikeli kısım da burasıdır.

Çünkü insan bazen kendine söylediği şeyi, kendisi sanır.

Oysa bir düşünceye sahip olmak, o düşüncenin sen olduğun anlamına gelmez.

İçindeki eleştirmen konuşuyor olabilir. Ama bu, onun haklı olduğu anlamına gelmez.

Eleştirmen ile Rehber Arasındaki Fark

İçindeki her eleştiri kötü değildir. Bazen gerçekten gelişmek istersin. Daha dikkatli olmak, daha iyi yapmak, bir şeyi düzeltmek istersin. Bu sağlıklıdır.

Ama iç eleştirmen ile iç rehber arasında büyük bir fark vardır.

İç rehber şöyle konuşur:

“Burada bir şey öğrenebilirsin.”
“Bir dahaki sefere daha farklı deneyebilirsin.”
“Bu hata seni tanımlamaz.”

İç eleştirmen ise şöyle konuşur:

“Yine beceremedin.”
“Sen zaten böylesin.”
“Başkaları yapıyor, sen yapamıyorsun.”

Biri seni büyütür.
Diğeri seni daraltır.

Bu farkı görmek çok önemlidir. Çünkü amaç iç sesini tamamen susturmak değildir. Ama sana zarar veren tonu tanımaktır.



Peki İçimizdeki Eleştirmenin Sesini Nasıl Kısarız?

İç eleştirmeni tamamen yok etmek gerçekçi değildir. Çünkü zihin her zaman yorum yapar. Her zaman değerlendirir. Her zaman bir şeyleri ölçer.

Ama onun sesini kısmak mümkündür.

Bunu bir anda değil, küçük farklarla yaparsın.

1. Sesi fark et

İlk adım onu susturmak değil, fark etmektir.

Çünkü fark etmediğin bir ses seni yönetir.

Gün içinde kendine nasıl konuştuğunu yakalamaya çalış. Özellikle hata yaptığında, yorulduğunda, bir şeyi yetiştiremediğinde ya da birileriyle kendini kıyasladığında içinden geçen ilk cümleye dikkat et.

“Ben ne dedim kendime?”

Bu soru basit görünür ama güçlüdür.

Çünkü iç eleştirmen çoğu zaman otomatik çalışır. Sen fark edene kadar çoktan hükmünü vermiş olur.

Fark ettiğin anda araya mesafe girer.

Ve mesafe, değişimin başladığı yerdir.

2. Cümleyi kendinden ayır

İçinden “Ben yetersizim” geçtiğinde bunu doğrudan gerçek kabul etme.

Onun yerine cümleyi şöyle değiştir:

“Zihnim bana yetersiz olduğumu söylüyor.”

Bu küçük değişiklik büyük fark yaratır.

Çünkü ilk cümlede düşünceyle birleşirsin.
İkinci cümlede düşünceyi izlersin.

“Ben başarısızım” başka bir şeydir.
“Zihnim bana başarısız olduğumu söylüyor” başka bir şey.

İkincisinde hâlâ zorlanırsın ama düşüncenin içinde kaybolmazsın.

3. Tonu değiştir

Bazen mesele söylediğin şey değil, nasıl söylediğindir.

Kendine “Bunu daha iyi yapabilirdin” demek başka,
“Sen zaten hiçbir şeyi doğru düzgün yapamıyorsun” demek başkadır.

İkisi de aynı duruma bakar. Ama biri öğretir, diğeri yaralar.

Kendine bir şey söylerken şunu sor:

“Bu cümleyi sevdiğim birine söyler miydim?”

Cevap hayırsa, o cümle muhtemelen gerçek bir rehberlik değil; sert bir iç eleştiridir.

Aynı şeyi daha yumuşak ama dürüst söylemeyi dene:

“Bunu istediğim gibi yapamadım, ama buradan bir şey öğrenebilirim.”

Bu cümle seni kandırmaz. Sadece seni ezmez.

4. Kanıt istemeyi öğren

İç eleştirmen çok kesin konuşur.

“Hep böylesin.”
“Hiçbir şeyi beceremiyorsun.”
“Kimse seni yeterli bulmaz.”

Bu tür cümleler genellikle gerçeği değil, genellemeyi taşır.

O yüzden iç sesin çok kesin konuştuğunda ona hemen inanma. Ondan kanıt iste.

“Gerçekten hep mi böyle?”
“Hiç mi başardığım bir şey yok?”
“Bu düşünce bir duygu mu, yoksa gerçek mi?”

Zihin bazen güçlü hissettirdiği şeyi doğru sanır. Ama bir şeyin güçlü hissettirmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez.

Kanıt aramak, iç eleştirmenin sesini zayıflatır. Çünkü eleştirmen çoğu zaman detayla değil, abartıyla beslenir.

5. İçindeki sesi yeniden eğit

İç eleştirmen bir günde oluşmadı. Bu yüzden bir günde susmaz.

Ama yeniden eğitilebilir.

Her yakaladığında cümleyi biraz değiştirirsin. Her seferinde kendine biraz daha adil davranırsın. Her hatada kendini tamamen suçlamak yerine, olanı daha net görmeye çalışırsın.

Bu bir alışkanlıktır.

Nasıl ki yıllarca kendine sert konuşmayı öğrendiysen, zamanla kendine daha destekleyici konuşmayı da öğrenebilirsin.

Başta yapay gelir. Hatta içinden “Buna inanmıyorum” bile diyebilirsin.

Ama mesele ilk gün inanmak değildir.

Mesele, zihne yeni bir yol göstermektir.

6. Kendini geliştirmek ile kendini cezalandırmayı karıştırma

Bu çok önemli.

Birçok insan kendine sert davranmayı sorumluluk sanır.

“Eğer kendimi eleştirmezsem gevşerim.”
“Eğer kendime yüklenmezsem gelişemem.”
“Eğer hata yaptığımda kendimi zorlamazsam ilerleyemem.”

Ama kendini cezalandırmak gelişmek değildir.

Gelişmek, hatayı görebilmek ve ondan bir şey öğrenebilmektir. Kendini cezalandırmak ise hatayı kimliğe dönüştürür.

“Yanlış yaptım” demek sağlıklıdır.
“Ben yanlışım” demek yıpratır.

Aradaki fark küçüktür ama insanın kendine bakışını değiştirir.

7. İçindeki çocuğa nasıl konuşacağını düşün

Bazen iç eleştirmenin sesini kısmak için çok basit bir soru yeterlidir:

“Bu cümleyi küçük bir çocuğa söyleseydim, ne hissederdi?”

“Sen zaten başarısızsın.”
“Yine yapamadın.”
“Kimse seni beğenmez.”

Bunları bir çocuğa söylemek sert gelir. Ama insan aynı cümleleri kendine söylerken bunu fark etmez.

Oysa içinde hâlâ incinen, utanan, onay bekleyen bir taraf vardır.

Kendine daha şefkatli konuşmak zayıflık değildir. O tarafı biraz daha güvende hissettirmektir.

Küçük Bir Uygulama

Bugün içindeki eleştirmeni fark ettiğinde dur ve üç cümle yaz:

  1. İç sesim bana ne söyledi?
  2. Bu cümle bana yardım ediyor mu, beni eziyor mu?
  3. Aynı şeyi daha adil nasıl söyleyebilirim?

Örnek:

“Yine beceremedim.”
Bu cümle beni eziyor.
Daha adil hali: “Bu kez istediğim gibi olmadı, ama neyi değiştirebileceğimi görebilirim.”

Bu kadar küçük bir değişiklik bile zihnin yönünü değiştirir.

Çünkü amaç kendini sürekli iyi hissettirmek değildir. Ama kendine sürekli düşman olmamaktır.

Son Düşünce

İçimizdeki eleştirmenin sesi tamamen susmayabilir.

Ama biz onun her söylediğine inanmayı bırakabiliriz.

Belki de mesele iç sesi yok etmek değildir.
Mesele, o ses konuştuğunda kendimize daha adil bir yerden cevap verebilmektir.

Çünkü insan bazen en çok dışarıdan değil, içeriden yorulur.

Ve iyileşme, kendine söylediğin ilk yumuşak cümleyle başlayabilir.

Küçük Bir Düşünce Parçası

İçindeki eleştirmen yüksek konuşabilir.
Ama yüksek konuşan her ses haklı değildir.

Bunlar da ilgini çekebilir:

Neden Kendimizi Yetersiz Hissederiz?
Neden Bazı Şeyleri Fazla Kafaya Takıyoruz?
Neden Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışıyoruz?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uyumadan Önce Zihni Sakinleştirmenin 5 Küçük Yolu

Gece Kafan Susmuyorsa: 3 Adımda Zihinsel Reset

Zihinsel Yorgunluğu Azaltmak İçin Gün İçinde Yapabileceğin 3 Küçük Şey