Dinlenmek Neden Bu Kadar Zor Hissettiriyor?
Bazen gerçekten yorgun olduğunu bilirsin.
Uyumak istiyorsun.
Uzanmak istiyorsun.
Sadece durmak istiyorsun.
Ama bir yerin izin vermiyor.
Telefona uzanıyorsun.
Bir şeyler yapman gerektiğini düşünüyorsun.
Dinlenirken bile kafan başka yerde.
Bedenin durmuş olsa da zihnin hâlâ koşuyor.
Ve insan kendine şunu soruyor:
“Neden dinlenmek bu kadar zor?”
Aslında bu his sandığından daha yaygın.
Çünkü dinlenmek kulağa kolay gelse de zihin için her zaman kolay bir şey değildir.
Bazen sorun yeterince yorgun olmamak değildir.
Durmaya alışık olmamaktır.
Dinlenmek neden zor gelir?
Dinlenmek sadece fiziksel olarak hiçbir şey yapmamak değildir.
Gerçekten dinlenebilmek için zihnin de bir süreliğine:
“Şu anda çözmem gereken hiçbir şey yok.”
diyebilmesi gerekir.
Ama zihnin uzun süredir planlamaya, yetişmeye, düşünmeye ve kontrol etmeye alıştıysa durmak huzurdan çok huzursuzluk yaratabilir.
Tam uzandığın anda yapılacak işler aklına gelir.
Bir mesajı hatırlarsın.
Yarın yapman gerekenleri düşünürsün.
Ya da hiçbir şey yapmadığın için kendini suçlu hissetmeye başlarsın.
Böylece dinlenmek, dinlenmekten çıkıp başka bir zihinsel işe dönüşür.
Zihin dinlenmeyi bazen neden tehlike gibi görür?
Dinlenmek, durmaktır.
Ve zihin durduğunda ilginç bir şey olur:
Hareket hâlindeyken arka planda tuttuğun şeyler biraz daha görünür hâle gelir.
O bitmemiş iş.
O verilmemiş karar.
O düşünmek istemediğin konu.
O sürekli arkada açık duran iç konuşma.
Günlük hayatın içinde bunları bir süreliğine bastırmak daha kolaydır.
Ama sessizlik geldiğinde zihin boşluğu fark eder.
Ve bazen o boşluğu hemen doldurur.
Bu yüzden bazı günler dinlenmek rahatlatmak yerine daha yorucu hissettirebilir.
Çünkü bedenini dinlendirmeye çalışırken aslında zihninle boğuşuyorsundur.
“Bir şey yapmıyor olmak” neden suçluluk hissettirir?
Birçoğumuz farkında olmadan benzer mesajlarla büyürüz:
Üretken olmak iyidir.
Meşgul olmak değerlidir.
Çalışmak takdir edilir.
Boş durmak ise tembellik gibi görülür.
Bu düşünceler zamanla o kadar normalleşebilir ki, artık kimsenin bize bir şey söylemesine gerek kalmaz.
Uzandığında kendi zihnin konuşmaya başlar:
“Yapman gereken şeyler var.”
“Şimdi durmanın sırası mı?”
“Başkaları bu sırada çalışıyor.”
“Bu kadar dinlenmeyi gerçekten hak ettin mi?”
Ve bir anda beden dursa bile zihin durmaz.
Dinlenirken bile sanki yanlış bir şey yapıyormuşsun gibi hissedersin.
Oysa dinlenmeye ihtiyaç duymak, tembellikle aynı şey değildir.
Bazen insan hiçbir şey yapmak istemediğinde de kendini aynı yerden yargılar. Bu his sana tanıdık geliyorsa Hiçbir Şey Yapmak İstememek Neden Olur? yazısında bunun başka bir tarafını da anlattım.
Çünkü zihnimiz zamanı üretkenlikle eşleştirebilir
Yıllar içinde fark etmeden şöyle bir denklem öğrenmiş olabiliriz:
zaman = üretkenlik
Bir şey yapıyorsan günün iyi geçmiştir.
Bir şey tamamladıysan rahatlarsın.
Bir hedefe yaklaştıysan zamanını iyi kullanmışsındır.
Ama sadece oturmak?
Hiçbir sonuca ulaşmadan biraz zaman geçirmek?
İşte orada zihin huzursuz olabilir.
Çünkü dinlenmenin görünür bir çıktısı yoktur.
Bitmiş bir iş yoktur.
İşaretlenecek bir kutucuk yoktur.
Gösterilecek bir sonuç yoktur.
Ve içeriden küçük ama ağır bir soru gelebilir:
“Ben şu anda ne işe yarıyorum?”
Dinlenmek böylece temel bir ihtiyaç olmaktan çıkar.
Hak edilmesi gereken bir ödüle dönüşür.
Önce yeterince yorulmalısın.
Önce her şeyi bitirmelisin.
Önce günü “hak etmelisin.”
Ama sorun şu ki yapılacak işler çoğu zaman tamamen bitmez.
Bu mantıkla dinlenmeyi sürekli biraz daha sonraya ertelemek mümkündür.
Çünkü durduğunda taşıdığın şeyler daha görünür olur
Gün içinde pek çok şeyi hareket ederek taşıyoruz.
Sorumluluklar.
Mesajlar.
Kararlar.
Endişeler.
Ertelenmiş duygular.
Hareketin içinde bunlar bazen daha sessiz kalır.
Meşgul olmak, dikkatin sürekli dışarıda olduğu anlamına gelir.
Ama durduğunda dikkat biraz içeri döner.
Ve içeride bir süredir biriken şeylerle karşılaşabilirsin.
Bu yüzden bazı insanlar meşgulken daha rahat hisseder.
Çünkü meşguliyet bazen düşünmemeyi kolaylaştırır.
Durmak ise:
“Şimdi ne hissediyorum?”
sorusuna biraz daha yaklaşmak demektir.
Ve uzun süredir çok şey taşıyan biri için bu her zaman rahatlatıcı olmayabilir.
Kontrolü bırakmak da dinlenmenin bir parçasıdır
Bazen dinlenemememizin nedeni yalnızca suçluluk değildir.
Zihnin her şeyi kontrol altında tutmak istemesi de dinlenmeyi zorlaştırabilir.
Yapılacak işler kontrol altında mı?
Yarın ne olacak?
Bir şeyi unuttun mu?
Bir mesaj geldi mi?
Bir sorun çıktı mı?
Zihin sürekli çevreyi tarıyorsa, fiziksel olarak kanepede uzanıyor olman pek bir şey değiştirmez.
Bir parçan hâlâ nöbettedir.
Çünkü gerçekten dinlenmek biraz da şu cümleye güvenebilmektir:
“Her şeyi şu anda kontrol etmek zorunda değilim.”
Eğer bırakmak ve belirsizliğe alan açmak özellikle zor geliyorsa Neden Her Şeyi Kontrol Etmeye Çalışıyoruz? yazısında bu kontrol ihtiyacının neden bu kadar güçlü olabildiğine ayrıca bakabilirsin.
Çünkü gerçek dinlenmeyi biraz unutmuş olabiliriz
Ekrana bakarak uzanmak her zaman dinlenmek değildir.
Saatlerce telefonda gezinmek de zihnin gerçekten dinlendiği anlamına gelmez.
Çünkü beden hareket etmese bile zihin sürekli yeni bilgi almaya devam eder.
Bir video.
Bir mesaj.
Bir haber.
Başka bir hayat.
Başka bir fikir.
Başka bir uyaran.
Bu yüzden bazen saatlerce uzanmış olmana rağmen:
“Hiç dinlenmedim.”
diye hissedersin.
Çünkü fiziksel olarak durmuşsundur ama zihinsel olarak durmamışsındır.
Gerçek dinlenme herkes için aynı görünmez.
Ama çoğu zaman ortak bir tarafı vardır:
Zihne bir süreliğine daha az şey taşıma fırsatı vermek.
Bazen sessizliktir.
Bazen yürümektir.
Bazen bir şey üretmeden çay içmektir.
Bazen telefondan uzak kalmaktır.
Bazen de hiçbir şey yapmadan birkaç dakika oturmaktır.
Eğer bunlar sana zor geliyorsa bunun nedeni dinlenmeyi beceremiyor olman değildir.
Belki sadece uzun zamandır zihnine gerçekten boş alan bırakmamışsındır.
Dinlenmek biraz daha kolay hâle gelebilir mi?
Bir anda değil.
Ama küçük değişikliklerle daha mümkün hâle gelebilir.
1. Dinlenmeyi gerçek bir ihtiyaç olarak gör
Dinlenmeyi:
“Hiçbir şey yapmıyorum.”
şeklinde düşünmek yerine şöyle çerçevelemeyi dene:
“Şu anda kendimi toparlıyorum.”
“Zihnime biraz alan veriyorum.”
“Enerjimi yeniliyorum.”
Bu sadece kelime değiştirmek gibi görünebilir.
Ama dinlenmeye yüklediğin anlam değiştiğinde suçluluk da biraz yumuşayabilir.
2. Suçluluğu fark et ama hemen doğru kabul etme
Dinlenirken suçluluk geldiyse bu, gerçekten yanlış bir şey yaptığın anlamına gelmez.
Belki yalnızca yıllardır öğrendiğin bir düşünce yeniden konuşuyordur.
“Boş durmamalısın.”
“Daha fazlasını yapmalısın.”
“Önce hak etmelisin.”
Bu sesi fark et.
Ama onunla tartışmak zorunda değilsin.
Kendine sadece:
“Bu bir düşünce. Ona uymak zorunda değilim.”
demek bile yeterli olabilir.
3. Küçük dinlenme alanları oluştur
“Bugün tamamen dinleneceğim.”
bazı zihinler için fazla büyük bir hedef olabilir.
Üstelik dinlenmenin kendisini bile yapılacak başka bir göreve dönüştürebilir.
Bunun yerine küçük alanlar aç:
15 dakika telefonsuz oturmak
kısa bir yürüyüş yapmak
çayı hiçbir şey yapmadan içmek
birkaç dakika pencerenin önünde durmak
müzik dinlemek
gözlerini kapatıp yalnızca nefesini fark etmek
Amaç kusursuz şekilde dinlenmek değildir.
Zihne kısa süreliğine bile olsa:
“Şu an hiçbir yere yetişmek zorunda değilsin.”
deneyimini vermektir.
4. Dinlenmeyi günün sonuna bırakma
Birçok insan kendine şöyle der:
“Her şeyi bitireyim, sonra dinlenirim.”
Ama yapılacak şeylerin garip bir özelliği vardır:
Çoğu zaman bitmezler.
Bir şey biter.
Başka bir şey çıkar.
Bu yüzden dinlenmeyi yalnızca yapılacaklar listesinin sonuna koyarsan sıra ona hiç gelmeyebilir.
Bazen gün içinde birkaç dakikalık küçük boşluklar oluşturmak, akşam tamamen tükenip durmaya çalışmaktan daha etkili olabilir.
5. Dinlenirken bir sonuç bekleme
Bazen dinlenmeyi bile verimli hâle getirmeye çalışırız.
“Yarım saat dinleneyim, sonra çok daha iyi çalışırım.”
Bu düşünce anlaşılır.
Ama fark etmeden dinlenmeyi yine üretkenliğin hizmetine sokar.
Dinlenmenin her zaman bir sonraki işi daha iyi yapmak için olması gerekmez.
Bazen sadece:
yorulduğun için dinlenirsin.
Bu kadar.
Küçük Bir Düşünce Parçası
Dinlenmek bazen zor gelir.
Çünkü zihin boşluğu her zaman huzur gibi okumaz.
Bazen suçluluk gibi okur.
Bazen kontrol kaybı gibi.
Bazen yetişememek gibi.
Bazen de uzun süredir duymadığı şeylerin ortaya çıkacağı bir sessizlik gibi.
Ama yorgunluk sadece bedende birikmez.
Zihin de dolar.
Taşır.
Ve bir noktada yavaşlamaya ihtiyaç duyar.
Dinlenmek bir ödül değildir.
Bir ihtiyaçtır.
Bunu hak etmek için önce biraz daha yorulman gerekmez.
Son Bir Not
Dinlenemiyorsan kendine kızma.
Belki zihnin uzun süredir meşgul kalmayı güvenli buluyor.
Belki üretkenlikle değerli olmayı birbirine bağladı.
Belki sessizliğe alışık değil.
Belki de gerçekten çok uzun zamandır dinlenmedi.
Önemli olan zihni zorla susturmaya çalışmak değil.
Neden sürekli açık kalmak istediğini biraz fark etmek.
Çünkü bazen dinlenmenin ilk adımı hiçbir şey düşünmemek değildir.
Dururken de güvende olduğunu zihnine yavaş yavaş hatırlatmaktır.
Ve bazen insan gerçekten ancak durabildiğinde toparlanır.

Yorumlar
Yorum Gönder