Neden Her Şeyi İçimize Atıyoruz?
Bazen bir şey olur.
Bir cümle duyarsın.
Bir davranış seni üzer.
Birinin tavrı içine oturur.
Ama söylemezsin.
“Boş ver.” dersin.
“Büyütmeyeyim.” dersin.
“Şimdi konu açmanın anlamı yok.” dersin.
Sonra o şey geçmez.
Sadece yer değiştirir.
Dışarıda konuşulmayan şey, içeride düşünceye dönüşür.
Düşünce büyür.
Büyüdükçe ağırlaşır.
Ve bir süre sonra neye kırıldığını bile tam hatırlamazsın.
Sadece içinde bir ağırlık kalır.
İçimize Atmak Ne Demek?
İçimize atmak, hissettiğimiz şeyi yok saymak değildir aslında.
Tam tersine, onu çok derinde taşımaktır.
Kırılırsın ama belli etmezsin.
Kızarsın ama susarsın.
Yorulursun ama devam edersin.
Rahatsız olursun ama sorun çıkarmamak için içine çekilirsin.
Dışarıdan bakınca sakin görünürsün.
Ama içeride konuşulmayan cümleler birikir.
İnsan bazen güçlü olduğu için susmaz. Ne diyeceğini bilmediği için susar. Kırılmamak için susar. Kırmamak için susar. Ya da en çok da anlaşılmayacağını düşündüğü için susar.
Neden Söylemek Yerine Susarız?
Çünkü bazı duyguları dile getirmek riskli gelir.
“Ya abarttığımı düşünürse?”
“Ya beni yanlış anlarsa?”
“Ya aramız bozulursa?”
“Ya yine ben suçlu çıkarsam?”
Bu sorular zihnin içinde hızla döner.
Ve sen daha ne hissettiğini anlatamadan, kendini karşı tarafın vereceği tepkiyi hesap ederken bulursun.
Bazen duygunu değil, karşındakinin tepkisini yönetmeye çalışırsın.
Bu yüzden susmak daha güvenli görünür.
Ama güvenli görünen her şey iyi gelmez.
Bazı susmalar ilişkiyi korumaz. Sadece seni içeriden yorar.
İçimize Attıkça Ne Olur?
İçimize attığımız şeyler kaybolmaz.
Bazen küçük bir kırgınlık olarak kalır.
Bazen gereksiz bir mesafe olur.
Bazen bir anda patlayan öfkeye dönüşür.
Bazen de “Ben neden böyle hissediyorum?” sorusuna dönüşür.
Çünkü bastırılan duygu tamamen susmaz.
Sadece başka bir yerden konuşur.
Bir mesaja geç cevap vermekle konuşur.
İçinden soğumakla konuşur.
Gereksiz alınganlıklarla konuşur.
Gece aynı sahneyi tekrar tekrar düşünmekle konuşur.
Sen “geçti” sanırsın.
Ama zihin kapanmamış şeyi tekrar açar.
Her Şeyi Söylemek Zorunda mıyız?
Hayır.
Her kırgınlık konuşulmak zorunda değildir.
Her rahatsızlık büyük bir yüzleşmeye dönüşmek zorunda değildir.
Her duygu hemen açıklanmak zorunda değildir.
Ama burada ince bir fark var.
Bir şeyi gerçekten bırakmak başka,
onu söyleyemediğin için içine gömmek başka.
Gerçekten bıraktığında hafiflersin.
İçine attığında ise konu kapanmış gibi görünür ama içeride devam eder.
O yüzden kendine şu soruyu sorabilirsin:
“Ben bunu gerçekten bıraktım mı, yoksa sadece konuşmaktan kaçındım mı?”
Bu soru çoğu zaman cevabı gösterir.
Neden Bazı Şeyler Daha Çok İçimizde Kalır?
Çünkü bazı olaylar sadece o anla ilgili değildir.
Birinin söylediği bir cümle, eski bir yaraya dokunabilir.
Küçük bir ihmal, değersizlik hissini tetikleyebilir.
Basit bir tavır, “Ben yine görülmedim” duygusunu büyütebilir.
Bu yüzden bazen yaşanan olay küçük görünür ama his büyük olur.
Dışarıdan biri “Bunda ne var?” diyebilir.
Ama mesele sadece o olay değildir.
Mesele, o olayın sende dokunduğu yerdir.
İşte bu yüzden bazı şeyleri anlatmak zor gelir. Çünkü anlatmak için sadece olayı değil, o olayın sende açtığı yeri de göstermen gerekir.
Bu da insanı savunmasız hissettirebilir.
Peki Ne Yapmalı?
İçimize atmamak, her şeyi sertçe söylemek demek değildir.
Daha çok, içimizde olanı önce kendimize dürüstçe duyurmak demektir.
1. Önce ne hissettiğini adlandır
Bir şey olduğunda hemen “Sorun değil” deme.
Kendine biraz zaman ver ve sor:
“Ben şu an ne hissettim?”
Kırıldım mı?
Kızdım mı?
Görmezden gelinmiş mi hissettim?
Yoruldum mu?
Değersiz mi hissettim?
Duygunun adını koymak önemlidir. Çünkü adı konmayan duygu, zihinde daha karmaşık hale gelir.
Bazen insanın ihtiyacı büyük bir konuşma değil, önce kendi içindeki duyguyu netleştirmektir.
2. Olayı duyguya, duyguyu kimliğe dönüştürme
Birinin seni kırması, senin değersiz olduğun anlamına gelmez.
Birinin seni anlamaması, senin fazla olduğun anlamına gelmez.
Birinin seni önemsememesi, senin önemsiz olduğun anlamına gelmez.
İçimize attığımız şeyleri büyüten en önemli şey budur: Olayı kendimizle ilgili bir hükme çevirmek.
“Bunu yaptı” başka bir şeydir.
“Ben zaten önemsenmiyorum” başka bir şey.
İlk cümle bir olayı anlatır.
İkinci cümle seni yaralar.
Bu farkı görmek, içindeki yükü azaltır.
3. Her şeyi değil, asıl cümleyi söyle
Bazen konuşmaktan korkarız çünkü her şeyi bir anda anlatmamız gerekecek sanırız.
Oysa çoğu zaman tek bir net cümle yeterlidir.
“Bu söylediğin beni kırdı.”
“Bunu yapınca kendimi geri planda hissettim.”
“Şu an bunu içime atmak istemiyorum.”
“Bunu konuşmaya ihtiyacım var.”
Uzun açıklamalar, savunmalar, geçmişten örnekler bazen konuşmayı daha da zorlaştırır.
Başlamak için tek bir dürüst cümle yeterlidir.
4. Karşı tarafın tepkisini yönetmeye çalışma
Duygunu söylemek, karşı tarafın bunu mükemmel karşılayacağı anlamına gelmez.
Biri seni anlayabilir.
Savunmaya geçebilir.
Sessiz kalabilir.
Konu değiştirebilir.
Ama senin görevin onun tepkisini kontrol etmek değildir.
Senin görevin, kendini doğru ve saygılı bir yerden ifade etmektir.
Her duygu anlatıldığında hemen çözülmeyebilir. Ama anlatılmayan duygu zaten içeride çözülmeden kalır.
5. Yazmakla başla
Konuşmak zor geliyorsa, önce yaz.
Kendine şunları yaz:
“Beni asıl kıran şey neydi?”
“Ben ne söylemek istedim ama söyleyemedim?”
“Bu duyguyu içimde tutmaya devam edersem bana ne olur?”
“Bunu nasıl daha sakin ifade edebilirim?”
Yazmak, duyguyu dışarı çıkarır.
Bazen insan konuşmadan önce kendi içinde düzenlemeye ihtiyaç duyar. Yazmak bunun en güvenli yollarından biridir.
6. Küçük yerlerden başla
Yıllarca her şeyi içine atan biriysen, bir anda her şeyi açıkça söylemek zor olabilir.
Bu yüzden küçük yerlerden başla.
“Bugün buna enerjim yok.”
“Bu söylediğin bana iyi gelmedi.”
“Bunu sonra konuşabilir miyiz?”
“Şu an biraz durmaya ihtiyacım var.”
Küçük cümleler, büyük bir değişimin başlangıcı olabilir.
Çünkü insan kendini ifade ettikçe, kendi içindeki yeri de genişler.
Küçük Bir Uygulama
Bugün seni rahatsız eden küçük bir şeyi seç.
Hemen konuşmak zorunda değilsin.
Sadece kendine şu üç cümleyi tamamla:
“Ben aslında burada … hissettim.”
“Söylemek isteyip söyleyemediğim şey …”
“Bunu içimde taşımak yerine daha sakin şöyle ifade edebilirim: …”
Bu uygulama basit görünür ama zihindeki düğümü açar.
Çünkü içimize attığımız şeyler çoğu zaman dev meseleler olduğu için değil, hiç ifade edilmediği için büyür.
Son Düşünce
Her şeyi içine atmak seni güçlü yapmaz.
Bazen sadece yorgun yapar.
Güçlü olmak, hiç kırılmamak değildir.
Hiç konuşmamak değildir.
Hep idare etmek değildir.
Bazen güçlü olmak, içinden geçen şeyi kendine bile olsa dürüstçe söyleyebilmektir.
Çünkü insanın içinde yer açılması için, bazı cümlelerin dışarı çıkması gerekir.
Küçük Bir Düşünce Parçası
Söylenmeyen her şey kaybolmaz.
Bazıları içimizde kalır.
Ve zamanla bizden yer kaplamaya başlar.
Bunlar da ilgini çekebilir:
Neden Bazı Şeyleri Fazla Kafaya Takıyoruz?
İçimizdeki Eleştirmenin Sesini Nasıl Kısarız?
Hayır Demenin Dayanılmaz Hafifliği: Neden Hayır Diyemiyoruz?


Yorumlar
Yorum Gönder